İran dini lideri Ali Hamaney’in, ABD ve İsrail’in düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirdiği bildirildi. İran devlet medyası, saldırının cumartesi günü gerçekleştirildiğini ve Tahran’daki ana yerleşkesinin ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldiğini duyurdu.
Reuters’a konuşan İsrailli bir yetkili, Hamaney’in cansız bedenine ulaşıldığını öne sürerken, Donald Trump da Washington yönetiminin operasyonu İsrail’le koordinasyon içinde yürüttüğünü açıkladı.
Zayıf bir figürden mutlak otoriteye
1989’da, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ruhollah Khomeini’nin ölümü sonrası dini liderliğe seçilen Hamaney, ilk yıllarında etkisi sınırlı bir isim olarak değerlendiriliyordu. Ancak zaman içinde yargıdan güvenlik bürokrasisine, medyadan ekonomik yapılara kadar devletin temel güç merkezleri üzerinde belirleyici bir hâkimiyet kurdu. Carnegie Endowment for International Peace uzmanlarından Karim Sadjadpour’un ifadesiyle, “zayıf bir cumhurbaşkanlığından ülkenin en güçlü aktörlerinden birine” dönüştü.
Batı ile bitmeyen gerilim
Hamaney’in liderliği, sert ABD ve Batı karşıtı söylemle şekillendi. Washington’u sık sık “Büyük Şeytan” olarak niteleyen Hamaney, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya temkinli yaklaşmış, ancak ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesinin ardından daha katı bir çizgi benimsemişti. 2025’te yürütülen yeni diplomatik temasları da eleştirerek İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tartışmaya açılamayacağını savunmuştu.
Tahran yönetimi, nükleer programın askeri amaç taşımadığını ve nükleer silah üretimini yasaklayan dini bir fetva bulunduğunu dile getirse de Batı dünyasıyla yaşanan güvensizlik aşılamadı.
İçeride sert müdahaleler
Hamaney dönemi, kitlesel protestolara yönelik sert güvenlik politikalarıyla da anıldı. 1999 ve 2002’deki öğrenci gösterileri, 2009’daki tartışmalı seçimler sonrası başlayan protestolar ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü üzerine patlak veren eylemler güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırıldı. Bu süreçler, rejimin otoriter yapısını daha da pekiştirdi.
Devrim Muhafızları ve bölgesel strateji
Silahlı kuvvetlerin başkomutanı olan Hamaney, özellikle Islamic Revolutionary Guard Corps ile yakın bir ilişki kurarak bu yapıyı rejimin temel dayanaklarından biri haline getirdi. İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki müttefik gruplara verdiği destek de bu dönemde arttı. “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan yapı üzerinden İsrail ve ABD’ye karşı bölgesel bir denge oluşturulmaya çalışıldı.
Ancak 2024’ten itibaren Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İsrail’in Hamas ile Hizbullah’a yönelik operasyonları, İran’ın bölgesel etkisini zayıflattı.
Gölge savaşın açık çatışmaya dönüşmesi
İran ile İsrail arasında yıllardır süren örtülü mücadele, 2023 sonrası Gazze’deki savaşla daha görünür hale geldi. 2025 Haziran’ında İsrail’in İran hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırıları ve ABD’nin operasyona katılması, 12 gün süren yoğun bir hava çatışmasına yol açtı. Son operasyonun ise Hamaney’in ölümüyle sonuçlandığı bildirildi.
Belirsizlik dönemi
Hamaney’in hayatını kaybetmesi, İran’da siyasi ve toplumsal açıdan yeni bir dönemin kapısını araladı. Ülke bir yandan dış saldırıların baskısını hissederken diğer yandan özellikle genç nüfus arasında artan değişim talebiyle karşı karşıya. Uzmanlar, liderlik boşluğunun nasıl doldurulacağı ve ülkenin dış politikada nasıl bir yön izleyeceği sorularının önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacağı görüşünde.
















