Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Valiler Buluşması” programında açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Valiler buluşmamızın ülkemiz, illetimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantımızı bu yıl da başarıyla tertipleyen İçişleri Bakanlığımızı yürekten tebrik ediyorum.
2.5 yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya’ya hizmetleri için teşekkür ediyorum. Görevi devralan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diliyorum
Birazdan farklı kategorilerde ödüllerini takdim edeceğimiz mülki idare amirlerimizin her birini ayrı ayrı kutluyorum. Biliyorsunuz, geçen hafta Bakanlığımızda bir nöbet değişimi yaşandı. İki buçuk yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya’ya bir kez de sizlerin huzurunda hizmetleri için teşekkür ediyorum.
İçişleri Bakanlığı görevini devralan Mustafa Çiftçi’ye de aynı şekilde başarılar diliyor, yapacağı hayırlar sebebiyle inşallah milletim adına kendisine şimdiden şükranlarımı iletiyorum.
Birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum. Şehit mülki idare amirlerimizle birlikte ebediyete irtihal eden valilerimizi, kaymakamlarımızı bilvesile rahmetle yâd ediyorum. Hepsinin de ruhları şad, mekânları inşallah cennet olsun.
Yine bu gece itibarıyla müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif’in milletimiz, âlem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Rahmet kapılarının açıldığı bu mübarek günlerin birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Ya Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine şu asırlarca süren tefrikadan artık ezilip düşmesin ümmet yeise. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un bu niyazını bugün bir kez de kalbimizin en derinlerinde hissediyoruz. İstiklal Marşı şairimizin bu dualarına bizler de gönülden âmin diyoruz.
Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan, buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime, şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum.
Bizler birbirimize destek oldukça, birbirimizin yaralarını sardıkça, yek vücut olup dayanışmamızı ve muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım, inancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım.
İşte o zaman Cenab-ı Allah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.
“HÜKÜMET, HİKMETLE İÇ İÇE GEÇMİŞTİR”
Değerli arkadaşlar, kıymetli valilerimiz, millet tarihinden ibarettir. Bizim bu atalarımızın varlığı geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet, büyük bir dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır.
Evet, büyük bir millet olarak bizim büyük dimağımızın, büyük ruhumuzun bir özelliği de devlet mefhumuna yüklediğimiz anlam ve atfettiğimiz önemdir. Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz.
Millî ve manevi değerlerimiz, beşerî ve kültürel kıymetlerimiz, geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan dercedilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder.
Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet, hikmetle iç içe geçmiştir.
Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dâhil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati “Hükümet, hikmet ile müşterektir” sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz.
İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız. Değerli arkadaşlar, illerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali, kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır.
Hikmet ve hükümetin eritme potasıdır. Vatandaş ile devletin buluşma noktasıdır. Valilik, sadra şifa olma, derde deva bulma yeri; milletimizle hemhâl olma, vatandaşla hemdem ve hemdet olma makamıdır. Valilerimizden en büyük beklentimiz, sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve mesuliyet dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlik de esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik, yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idareyi masraflılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir.
“MİLLETİN HİZMETKARIYIZ”
Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum. Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri Hakk’ın rızasına vasıl olma aracı olarak görmelisiniz. Bakın, her fırsatta vurguluyorum, bugün altını tekrar çiziyorum; unvanımız ne olursa olsun, şahsım dâhil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkârıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz.
“BEĞENİ ALMAK ETKİLEŞİMİ ARTIRMAK İÇİN ÖLÇÜNÜN KAÇTIĞINA ŞAHİT OLUYORUZ”
Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek, hizmetkârı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz. Son dönemde şikâyetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse maiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum. İdareci ve maiyeti, nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslar ise Allah’ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun. Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum.
Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz hafta belediye başkanlarımıza ifade ettiğim bazı hususları siz valilerimizin de dikkatine getirmek istiyorum. Ramazan-ı Şerif’i hem ülkemizde hem de sınırlarımızın ötesinde dolu dolu geçirmek amacıyla iftar ve sahur sofralarına konuk olacak, vatandaşlarımızla aynı çorbaya kaşık sallayacak, aynı ekmeği bölüşecek, hanelerle birlikte asıl gönüllere misafir olacağız. Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına yirmi üç yıldır hiçbir müdahale olmadı. Türkiye’de laiklik tartışması yokken, özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı hâlde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına, birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz. Sizlerden mübarek Ramazan ayında çok büyük gayret bekliyorum. Şunu en iyi sizler biliyorsunuz. Unutmayın, devlet kapısı hacet kapısıdır. Bizim insanımız mahcuptur. Mağrurdur. Kalbini herkese açmaz. Derdini, sıkıntısını ulu orta herkese anlatmaz. Hele hele meramını, maruzatını, ihtiyacını herkesle paylaşmaz. O yüzden ihtiyaç sahibi kardeşlerimizi siz arayıp bulacak, onlar size gelmeden siz onların yardımına koşacaksınız.
KOMİSYON RAPORUNU BUGÜN TAMAMLADI
Malumunuz, Meclisimizin çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz raporunu bugün tamamladı, tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai raporunu kabul etti. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine, bilhassa Cumhur İttifakımızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavır için hassasiyetle tebrik ediyorum.
Komisyonumuz, vazifesini titizlikle yaparak uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur. Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi Meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Önce terörsüz Türkiye’yi inşallah, ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız.
Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması, terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bu günlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin, yerel yönetimlerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız.
















